Yoruk Anatolian
Traditional Nomad Dogs for Functional Beauty
   Home      Hayvan Hakları Ponzicileri

1- Hayvanların Rahibi 2- Sokak İtine Cankurtaran 3-Balina iyi de..  

Hayvanların Rahibi

İdeolojisinin temel direği hayvan sevgisi olan Hayvan Sever (HS) rahib, yeni bir dinin temsilcisi olabilecek kadar ruhbandır. Araba sürmekle, şöför olmak, futbol oynamakla, futbolcu olmak arasındaki farklardan yola çıkarak, burada hayvanları sevenlerle, severler arasındaki farka dikkat. Saf kuram, saf slogan arasında dalgalanır şehirli, tüketici HS’nin ortodoks eğilimleri. Hayvan ile sözde düşmanı insan arasında yalıtım vazifesi üstlenir HS. Hayvandan gelen sözleri insancaya ve ötesine, insancılcaya cevirir, içinde bulunduğu duruma göre yorumlar. HS kendinden olmayanlara şübhe ile bakar. Onun güvenini kazanmanın tek yolu, iman etmektir tarikat-i hayvanat cemaatına. İbadet, ne denli abartılır ve taasublaşırsa, öteki müminlerce o denli kabul görür ve yeni adayın, tapınağa kabulu ihtimali artar.

Bunu başarmak için imansızlara örnek olmak, doğruyu uygulamak yetmez. Doğruyu baskılamak da gerekir. Mütaala, müzakere, hemfikirleşme mümkün olmadığından, nesnenin kutsanması öne çıkar. Kutsal nesneler onun tekelinde olmalıdır ki, onlar üstünde karar verme serbestliğine sahib olabilsin. İlerleyen aşamalarda, tekelde olma hakkı, belli meslek kümelerine üleştirilir. HS bir takliddir. Felsefesini Avrupa’lı ruhbandan ödünç alır. Özünü idrak etmediği önermeler toplamının, hayvan varlığının inkarı olduğunun farkında değildir ortalama HS. Onun müthiş akıl yürütmesinin özü “öğrenciler olmasa, okula gerek olmazdı’ da saklıdır. Bu nedenle “Milli eğitimi ele geçirmelidir”. HS’nin ideolojisi bireycil seçenek ve özgürlüklere değil, entelijant otoriteye dayanır.

Böylece, laboratuar, çiftlik ve hayvani gıdaların satıldığı yerleri basmak, oradaki hayvanları yollara salmak, binayı mümkünse içindeki hayvanları kaçırdıktan sonra yakmak, balıkçı teknelerine saldırmak, kürklü bayanların kürklerine çıkmaz boyalarla saldırmak mübah yollardandır. HS bir çeşit Cihad’dadır. Kendi gibi olmayan tüm inançsızlar, potansiyel hayvan düşmanıdırlar. Goerge Orwell’in domuzlarını kıskandırırcasına, halk kitleleri gözetlenmeli ve kayda geçirilmelidirler. HS bir çeşit teröristir, ama davası onu modernleştirirken melekleştirmektedir de. Önemli olan, hayvan haklarıdır HS için, çünkü der ki “insan haklarını insanlar” düşünsün. Der ki “insanın ne kadar az hakkı olursa, hayvana o denli az zarar verir”. Ve alabildiğince hak toplar haklılardan. Haklılar, haksız ve suçlu olurlar, çünkü potansiyel suçlu oluşturmak, totaliter doğrucu için en ideal idare biçimidir.

Tüm devrimler sınıflamaya göre değişik aşamalara ayrılabilirler, ama devrime giden süreç ile sonrasına imzayı atan katılımcılar arasında keskin farklar olmuştur hep. Devrimi yapanlar inanmış ve kararlı bir kümedir. Devrim sonrası, onların takibcileri ise at gözlüklü bürokratlardır. Örnekse, İstiklal Harbi. Bu nedenle devrimler bir süre sonra totaliter baskı aracına dönüşürler. Hürriyet için taşınan ihtilal bayrağı, korku ve baskının flamasına dönüşüverir, devrimin akabinde. Örnekse, Sovyet Devrimi.

Hayvanları yokedip, insanları mekanikleştirerek tecrid ettiğinde HS, sıra kendine gelecek. “1984”’ü, gözlerine çarpmayan rahiblere tavsiye etmeli. Çarpsa da, umursamayana da şu özetlenmeli; hayvan hakları için yola çıkan ve haklı bir davanın peşinden giden hayvanların başına geçen domuzlar, bir süre sonra insan rolünü üstlendiler. Dikkat edilmeliki insanlar da domuzlaşmasın. Yoksa amaç bu mu?

20080208

 

Sokak İtine Cankurtaran

Konu, 22 Sub 2010 Hurriyet'de A.Arman imzalı, “Hadi gelin bir hayvan daha kurtaralım”yazı.  Yazar aşağıdaki mektubuma cevab verme ihtiyacını duymadı..Giriş bölümünü atlayıp sizinle paylaşmamda bir sakınca yok.

Beni bilenler hayvan düşmanı biri olmadığımı bilirler. Anadolu Yörük Çoban İtleri/ Yörük Koyçıların Sonu kitabının yazarıyım. Adeta tükenmiş olan Karabaş koyun ve Türkmen tazısını canlandırmaya çalışıyorum. Hayvanlarla ilişkim öncelikle saygı üzerine kurulu, acıma ve sevgi değil. Saygı, onları olduğu gibi anlamaktan geçer, idealize ettiğimiz gibi onları ve bakıcıları olan insanları yeniden formatlamaktan değil. Sevgi eşitler arasındadır çünkü paralel iletişim ve hisleşmeyi gerektirir. Ve bu yazdıklarım da tartışılabilir ama hayvan hakçılar (HH) tartışmıyorlar.

Hayvan Hakları akımı birliğinde iki sorunu taşıyor: toplumun yeniden yapılandırılmasını ve geleneksel olarak hayvancılık yapan üreticilerin üretim koşullarının tüketici tarafindan belirlenmesi.

 “Hayvan hakları” a’priori bir kavram ve haklar, sorumluluklar ve aidiyet kavramları ile ilintili. “Hak” sözcüğü gayet sorumsuzca ve ısrafçı bir tarzda kullanılıyor. İnsan haklarının olmadığı bir ülke TR. İşkence, kadına eziyet, tecavüz, yetim çocukların sorunları devam ediyor. İnsan hakları diye evrensel bir kavramın geçerliği tartışılır ayrıca bu kavramı üreten ülkelerin günümüzdeki tutum ve uygulamalarına bakıldığında. Ve ama yine de insanın birincil sorumlulugu komsusuna yönelik olmayip da evrensel olduğu varsayılan değerler üzerinden, hele insan olmayan için mutluluk getirme iddiasına yönelik olursa, herkesin evinin onu pis kalır ve herkesin arka bahçesinde işkence devam eder. Tabii ki yanlışlıklar görüldüğü yerde düzeltilmeli ama önce, öncelikli olanlar. Çocuğun önüne, kediyi koymak aklın işi değil. Kedi, kendi enciğinin önüne insanı ya da fareyi koymuyor. İlişkimiz simbiyotik kedi ile. Bir ana boğulurken bir elinde kedi bir elinde bebeği varsa, yazı tura mı atmalı, kurtarılacak olanı seçmek için? Hayvanın insana eşitliği modern tüketicinin bir inancı; olgu değil. Eşitlik, birey bazında ahlaki de ama hayvan hakçılar bunu kanun üzerinden ve yasaklarla ifade etme girişimindeler.Hayvan Hakları Derneklerinin asıl amacı 1980lerden beri, ilk aşamada tüm evcil hayvanları kısırlaştırma ve beslemeyi özel izne bağlama yolu ile uzun vadede tek evcil kedi kalmayıncaya kadar yoketmek (ifade kayıtlar geçmiş). Singer adlı bir insan düşmanı Amerikalı akademisyenin benzer ifadeleri var. Tartışmayı maymun yavrusu ile insan yavrusunu eşitliğine kadar götürüyor imanlı. Bu konuda ABD ‘de hayvan sahipleri HH'çılara karşı örgütleniyorlar. Sevgi, ilgi sözkonusu değil. http://www.cobankopegi.com/blog/labels/animal_control.html (bu blog gayet ayrıntılı bilgi alınabılecek bir kaynak, yazarı bir biyolog)

Daha sonra avlanmayı yasaklarken (ki avlanmayı spor olarak görmem, ama yasaklanması başka bir hal), toplumu vegana dönüştürerek çiftlik hayvancılığını yoketmek teorisyen HH’çıların amaçları. (Komplo teorisi değil bu yazdıklarım, gazete haberleri ve deklarasyonlarla desteklenebilir ifadeler). Tüm bunlara saygı duyulabilir ama güçlendikçe temel insan haklarını ihlal eden bir ideloji bunlarınki. Kış olimpiyatlarında tilki kürkü ile danseden bir sporcuyu çekinmeden tehdit edebilecek yapıda ideolojik formasyonları. Türkiye'de olmaz demeyin. Sızdılar bile.

Hayvansever tanımını reddedip, hayvan hakları savunucusu olduklarının altını çizmeleri, yaptıklarının bir öğretiden köklendiğine işaret.

http://www.todaysthv.com/news/local/story.aspx?storyid=74358&catid=2 

Bu linkte HH'çılerın iknası ile öldürülen yüzlerce Pit Bull'dan sözediliyor. Oysa Dalmaçyalı ve Golden Retrieverlar istatistiki olarak daha cok insan ıssırıyorlar. Yaklaşım ırkçı ve ve düşmanca. Bu Pit Bull’ların tek suçu öyle doğmak; öldürülenlerin herhangi bir vakaları yok. Bazı Amerikalıların tüm müslümanlari terorist olarak etiketlemesi gibi. Örnegin Almanya’da bazı eyaletlerde Kangal beslemek yasak. Bu Hayvan Hakçı (HH) ların işi. California’dan Texas’a taşınan insanlar biliyorum besledikleri köpek ırkı Texas’da henüz yasak olmadığı için. Bu da HH’çının işi. HH’çı hala utanmadan hayvan haklarından sözedebiliyor. Türk taklidcisi de Pit Bull ve benzerlerini hayatında it beslememiş, psikolojisini anlamamış veterinerlerin desteği ile Türkiye’de yasaklıyor. Oysa güvenlik ve emniyet obsesyonlu İngiltere’de bile Pit Bull türevleri heryerde ve üretilmelerine bir yasak getirilmediği gibi taşınmaları da serbest. Türk HH’çının sevgisi de taklid. 

California’da, gecenlerde geçirttikleri yasa sonrası insanlar kedi ve  köpeklerini kısırlaştırmak zorunda bırakıldılar. Türk HH cının akıl hocası, şimdilik Almanlar ama Amerika’dan PETA’nın de etkileri gözlenmeye başlandı. ABD’de milletin vergileri hayvan hapishanelerine gidiyor. Şu ki sizin evde bir sineğiniz bile olmasa, katkıda bulunmak zorundasınız. Ya yetimler?

HH’çı ayrıca hipokrat. Tek işlevi ellenmek olan kedi ve köpeğini, hiç bir suçu olmayan sığır ve tavuk ile beslemekte bir sakınca görmüyor. Ve hergün yüzbinlercesi toplu halde öldürülüyor bu hayvanların. Bir sığırın hayatı, bir kopeğin hayatından neden daha az değerli? HH’çı otçulları, etçillere yem etmekde bir sakınca görmüyor. Onun alerjisi insana yönelik.

Sadece ve sadece hayvanlara şefkatli ve sevecen olmak için derneklere üye olanlar olduğundan kuşkum yok ama üyeler başlangıçta derneğin asıl ve uzun vadeli hesablarından habersizler. Örgütlenip, inandıklarınızı yapmak için çaba sarfetmek birşey, örgütlenip sizin gibi olamayanlara baskı yapmak ve onların canlılara ilişkin algısını ve yaşam biçimini zorla değiştirmek ise daha başka birşey.

İnsana öncelik tanımayan, hayvana cankurtaran alıyor. Para kendilerinin ve istediklerini yaparlar ama bu başlangıç masum bir başlangıç değil. Jung’un projeksiyonu geliyor aklıma. İnsan sevgisininin vektörünü hayvana yöneltmek! Antropomorfism. HH’çıların pusulasında bir hata olduğunu düşünüyorum.

  

Güvener Işık

20100221

 

Balina iyi de..

Bir e-mail aldım. “Balinaları kurtaralım; Danimarka utanmalı” diyor. 

İyi de, 

Milyonlarca balık yakalanıyor her gün denizlerden. Onlardan da kan akıyor.

Milyonlarca tavuk kesiliyor her gün. Onlardan da kan akıyor.

Koyunlar, sığırlar vb. Hergün her ülkede, günlük olarak öldürülüyorlar ve kanları akıyor. Kanlarını görmediginiz için, etleri plastik paketlerde satildigi için yine sorun yok.

Asıl mesaj nedir ilgili ileti de? Et yemeyin mi? Kansız öldürün mü? Öldürmeyin mi?

İki yüzlülük bir mesele. Size düşünme sorusu “Neden bir hamsinin canı, bir yunusun canından daha az önemlidir?”

Alabalık çiftliklerinde balıklar hergün öldürülmek üzre üretiliyorlar, tavuk ve sığır çiftliklerindeki gibi. Burada sizce bir sorun yok mu tüketiciliği ile öğünen şehirli çok bilmiş şımarık hayvan hakçılar?

İleti’de “utan Danimarka” denmiş. Peki her yıl kesilen kurbanlar ki onlar 365 günde bir gününe şahid olduklarınız? Nedir asıl mesaj burada? Acındırma duygusu uyandırmak mı? Önce çuvaldızı kendinize batırın.

Kedi, köpek mamalarını neden protesto etmiyorsunuz? Ekmekden mi yapılıyor sanıyorsunuz onları? Onların yedikleri etlerin canı Mars’dan mı geliyor? Kendinizi artıklardan yapılıyor diye kandırmayın. Eğer öyle ise neden hayvan artıkları ile besliyorsunuz hakları olan hayvanlarınızı da kendiniz mama yemiyorsunuz? Ya da sığır yemlerinde adeta istisnasız GDO soya bulunmasına neden ses etmiyorsunuz? Sığırlara soruldu mu GDO lu yiygiyi sevip sevmedikleri?

Asıl mesaj “aktif pasifizm”. Hedef ideolojik işgal.

Evet, hayvanlara karşı ve hatta tüm yaşam biçimlerine karşı, sevecen ve vicdanlı olmak ahlaki bir duruştur ama kendi cinsi acı çekerken başka cinsler için çırpınmak acınası ve trajikomik bir durum. Hiç girmediğiniz arka mahallelere girin ve insanların yaşadıkları acıları görün. Çocuk esirgeme kurumlarına gidin ve şefkatsiz büyüyen çocukları görün. Kedi, köpek balina tamam ama önce insan. İnsanı kurtaramayan, balinayı, kediyi kurtarmış ne anlamı var? Ne için ve ne tür bir bilinç ve yürek için?

Komşu mahallede, bir çocuk aç yatağa girdiyse, bir çocuğa o gece uyumadan önce masal okunmadıysa, başı okşanmadıysa, öte mahalleden biri sizden farklı düşündüğü için işkence görmekte ise ve de siz sokak köpeklerine barınak kurmussunuz, yetim bebeler yerine onların başlarını okşamışsınız, onlara cankurtaran almışssanız, ne kıymeti var?

Öncelikler, önce. Önce insan. Tek bir insanoğluna, insankızına, insan yavrusuna, diğer insanlarca acı çektiriliyorsa, balinacılık gayretleriniz boşa demektir, çünkü balinayı kurtaracak olan, çöplüğe atılmış bir enik değil, pekala cami avlusuna bırakılmış bir bebek olabilir.

 

Cesaretiniz var mı önce insanı kurtamaya?

 

G. Işık

20100421